Sürdürülebilirlik Yolculuğu

Sürdürülebilirlik, son yıllarda gazetelerden dergilere, sosyal projelerden ekonomiye birçok alanda karşımıza çıkan bir kavram.

Anlamı nedir diye sorduğunuzda gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye atmadan bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak cevabını alıyoruz.

Dilimizin hikmetinden midir bilinmez ama böylesi bir cevabın toplumumuzda sürdürülebilirlik meselesine dair bir merak yahut en ufak bir ilgi uyandırdığı düşüncesinde değilim.

Neden mi?

Bence sebebi açık: Kullandığımız kavramların aslında neyi ifade ettiğini veya tarihsel arka planını bilmemek ya da araştırmamak.

Hal böyle olunca, geçmişini bilmediğimiz bir şeyi büyütüp geliştirerek geleceğe taşımak pek de mümkün olmuyor. Sonra da, büyük bir okyanusta rotası olmayan bir gemi gibi savrularak ilerliyor ve bir şekilde güç bela limana varıyoruz.

Halbuki mesele, limana varmaktan ziyade okyanusu, havayı bilmek, iyi/kötü şartları hesaplamak, bir rota doğrultusunda ilerlemek..  Daha fazla örnek vermek mümkün..

Ama esas mesele, bir yolculuk boyunca içeriden ve dışarıdan gelebilecek etkileri, bunun meydana getireceği olası sonuçları bilmek ve tedbir almak…

İşte yolculuk o zaman anlam kazanıyor..

Peki ya sürdürülebilirlik yolculuğu?..

Gelin aynı şekilde uyarlayalım:

Bundan yarım asır öncesinde sürdürülebilirliğin sadece ekonomik büyüme olduğunu düşünenler, rotasız bir yolculuk yaptıklarından habersizdi.

Takvimler 1972’yi gösterdiğinde Roma Kulübü için hazırlanan ve bugün “Büyümenin Limitleri” (The Limits to Growth) ismiyle bilinen rapor, dünyadaki nüfus artış hızı ve sanayi kapasiteleri arasındaki korelasyona dayanarak dünya kaynaklarının hızlı bir şekilde yok olacağını belirtmiş ve buna karşılık “sıfır büyüme” önermiştir.

Ancak buna karşı, sorunun büyümenin kendisinden ziyade “büyümenin niteliğinde” olduğu görüşü ağırlık kazanmış ve bu görüşün tezlerini içeren rapor 1987 yılında “Brundtland Raporu” olarak yayımlanmıştır.

O tarihten itibaren büyüme kavramı yerini “kalkınma” kavramına bırakmış; bir başka deyişle ekonomik büyüme, neden olduğu çevresel ve sosyal etkilerle beraber değerlendirilmiştir.

İlki 1992 yılında olmak üzere, on yılda bir organize edilen Birleşmiş Milletler (BM) Rio Zirvesi’nde bir araya gelen üye devletler, sürdürülebilir kalkınma kavramının dünya için yeni bir çerçeve çizdiğini kabul etmiştir.

Fakat sürdürülebilir kalkınma tarihi açısından 2000 yılı bir dönüm noktası olmuştur. Zira “Milenyum Deklarasyonu” olarak bilinen BM Zirvesi’nde Milenyum Kalkınma Hedefleri (MDGs) üye devletler tarafından kabul edilmiş, yine bu hedefler kapsamında üye devletler yoksulluk, sağlık, eğitim ve kadınların statüsünün güçlendirilmesi vb. 8 temel alanda ve 15 yıllık bir süre zarfında somut adımlar atmayı taahhüt etmiştir.

Sürdürülebilirlik yolculuğunda bir diğer dönüm noktası ise 2012 yılı olmuştur. Rio +20 olarak bilinen üçüncü zirvede, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği hususu bir kez daha önemle vurgulanmış, iki temel temayla bunun sağlanması ön görülmüştür: a) sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında yeşil ekonomi b) sürdürülebilir kalkınma için kurumsal çerçeve

Rio zirvesinin en önemli çıktısı ise, hükümetlerin öncülüğünde bir dizi evrensel sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SDGs) oluşturulmasına karar verilmiş olmasıdır. Bu hedefleri belirlemek için açık çalışma grubu ve sürdürülebilir kalkınma finansmanı uzmanlarından oluşan bir komite kurulmuştur. Ayrıca, üst düzey siyasi bir forum düzenlenmiş; bilim ve akademi, iş ve sanayi çevreleri, sivil toplum , yerel ve bölgesel yönetimlerin katılımıyla süreç güçlendirilmiştir.

Sürecin yöneticisi konumunda olan çalışma grubu (OWG), 2014 yılında hazırlıklarını tamamlayarak 17 Küresel Hedef ve 169 alt hedeften oluşan taslağı BM Genel Sekreterliği’ne teslim etmiştir. Bir dizi gözden geçirme ve tavsiyeler sonrasında 25-27 Eylül 2015 tarihinde bir araya gelen 193 üye devlet, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi oybirliğiyle taahhüt etmiştir.

Transforming our World: the 2030 Agenda for Sustainable Development” (Gezegenimizi Dönüştürmek: Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi) isimli belgeyle duyurulan küresel hedefler, 2030 yılına kadar sadece gelişmekte olan ülkelerin değil, aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de çok ciddi yükümlülükler altına girdiği bir taahhütname olarak hazırlanmıştır.

2016 Yılında Quito (Ekvator) kentinde düzenlenen BM Konut ve Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Konferansı’nda (Habitat III) yerel yönetimler sürdürülebilir kalkınma kapsamında kentlerin rolünü tartışmış ve yerel yöneticiler, New Urban Agenda yani ‘Yeni Kentsel Gündem’ adıyla oluşturdukları bildiride, özellikle 11. Hedef olan şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir yerler halini almasının sağlanmasını ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri genelinde diğer hedeflerin başarılmasını teşvik edeceklerini beyan etmişlerdir.

Yani sözü toparlamak gerekirse…

Sürdürülebilirlik yolculuğu bundan 50 sene evvel başladı ve o yolculuk hala devam ediyor…

Şayet her bir hedef ayrı bir liman olarak düşünülürse, o limana varmak için sayısız rota oluşturabileceğini tahmin etmek zor değil…

İşte bu noktada her bir rota aynı zamanda yeni keşifler, tecrübeler demek… Teşbihte hata olmaz: bir nevi Amerika’nın keşfi meselesi…

Ama iş Amerika’yı keşifle bitmedi. Zira Amerika’yı keşfedenler her na kadar o dönemde misyonunu tamamlasa da, bugünün Amerika’sı küresel hedefleri doğrultusunda rotayı kâh Çin’e, kâh uzaya çeviriyor…

Yani demem o ki, tamamlanan her bir rota yerini bir başkasına bırakacak…

Öyle ki, 2030 yılına kadar her düzeyde başarılması ön görülen 17 küresel hedef sonrasında yeniden revize edilecek ve başka bir küresel gündemin konusu olacak.

Aslında tüm bu yolculuk daha iyi bir medeniyet ve geleceği kurma uğraşından ibaret…

Bitmeyen bir yolculuk…

O yüzden adına “sürdürülebilirlik” diyoruz…

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s